Herkese merhaba sevgili dostlar, nasılsınız? Umarım iyisinizdir çünkü bomba gibi bir yazı ile geliyorum.
5 Günlük Ukrayna-Lviv seyahatimden yaşadığım deneyimleri ve anıları buraya aktararak siz değerli insanlarla paylaşmak istedim.
I. GÜN
Ukrayna'ya sabah saatlerinde varış yaptık. Gerekli tüm belgeleri görevliye teslim etmemle birlikte sırf arkadaşımı beklerken Türkçe bir ifade kullandım diye az kalsın sorgu odasına çekiliyordum :) Çekilsem hoş tabi; ancak havaalanında uzun süre bekleme durumunu göz önünde bulundurmak istemedim şahsen :)
Belgelerimi teslim ettikten sonra havaalanında bagaj bekleme kısmında Türk bir heykeltıraş ile tanıştık. Uzun bir sohbetten sonra birlikte 'Bolt' kiralayıp şehir merkezine gitmeye karar verdik. Biraz soluklanmak için şehrin merkezindeki Ristorante Da Vinci'ye gittik. Fiyatlar mâkul düzeyde gözükse de Ukrayna da yeme içme, Türk Lirası'nın değer kaybını düşününce ciddi şekilde pahalılaşmış.
 |
| Ristorante Da Vinci |
Da Vinci'de margherita pizza ve lattenin ardından şehrin merkezinde konakladığımız otele geçtik ve eşyaları bırakıp şehri keşfetmek için çıktık. İlk durağımız tâbi ki de Lviv Opera House oldu. Devasa bir mimariye sahip bu bina, 1900'lü yıllarda açılsa da mimarı binayı tamamlayamadan ölüyor. Eğer programı sıkça takip eder ve biletlerinizi ona göre ayarlarsanız çok iyi sanatçılara denk gelme şansınız söz konusu :)
Lviv Opera House'un ardından yine çok merak ettiğim Rynok Meydanı'nı ziyaret ettim. Rengarenk binalar çeşit çeşit insanlar şehre ayrı bir hava katıyordu, çeşit çeşit insanlarla karşılaşmanız mümkün.
 |
| Rynok Meydanı |
Ukrayna'da hava gerçekten çok garip: Kışın eksi 40'lara düşen hava, yazın bir yağışlı bir güneşli. Yani baharda bile gitseniz yanınıza kışlık kıyafetler bulundurmakta fayda var.
Rynok'ta biraz turladıktan sonra bu şehrin gözdesi olan Pizza Celentano'da pizza yemeye karar verdik. Mekânda 20-25 dakika belki beklesiniz de buna kesinlikle değiyor. Şöyle söyleyeyim Türkiye'de ortalama 15 dakika bekleyip orta boyda yediğiniz pizzadan, Celentano'da aynı fiyata 2 orta boy yemiş gibi oluyorsunuz. Bu yüzden mekânda boş yer bulmak çok zor.

Pizza Celentano'dan sonra şehri biraz da iç kısımlara doğru keşfetmeye karar verdik. İç kısımlara girince bir anda yemyeşil bir alan çıktı tabiki de burası Ivan Franko Parkı'ydı. Gerçekten üzüldüğüm nokta, orada insanlar çevreye karşı o kadar duyarlı ki yere izmarit kağıt plastik atanlar ayıplanıyor keşke aynı hassasiyet bizim ülkemizde de gerçekleşse. Parkla alakalı bir diğer gözlemim ise insanlar banklara çantalarını bırakıp rahat rahat sporunu yapıyor; çünkü hırsızlık olayı çok düşük seviyede. Herkes birbirine karşı çok duyarlı ve saygılı. Ancak Ukraynalılar birçok soğuk ülke insanına göre çok sıcakkanlı insanlar. Şehir zaten fokur fokur canlılık konusunda. İnsanlar İngilizce konuşmak konusunda çok istekli. Espriler kahkahalar havada uçuşur derecede sıcakkanlılar :)
Ivan Franko Parkı'ndan sonra Lviv Handmade Chocalate'a uğramaya karar verdik. Çeşit çeşit çikolatalar ortalama 20-25 lira civarındaydı.
Lviv Handmade Chocalate'nin ardından Lviv Beer Theatre'a geçtik. Mekân akşama doğru çok sakin; ancak geceye doğru aynı durumda olduğunu söylemem, resmen iğne atsam yere düşmez. O derece kalabalık. Ancak canlı müzik müthiş. Tarkan mekânda çok ünlü :D
Beer Theatre'ın ardından otelimize geçip biraz dinlenmeye karar verdik.
II. GÜN
Lviv'de sabah kahvaltısı için nam-ı değer Cukor'a gittik. Mekân baya küçük ancak sabah kahvaltıları çok lezzetli. Ukrayna'da çok kahvaltı kültürü bulunmasa da burada sabah kahvaltısı aperitif yiyeceklerle sağlanmakta. Özellikle glutensiz ürünleri ile birçok alternatif bulunmakta. Normalde onlar için lunch ancak bizim için kahvaltı değerini görüyor :)
Cukor'da güzel bir kahvaltının ardından şehri iyice keşfetmek istedik. Gideceğimiz belirli lokasyonların dışında "halk nasıl bir yaşam sürüyor", "ne tip evlerde kalıyorlar", "nasıl vakitlerini geçiriyorlar" diye incelemeye çalıştım.
Öncelikle Ukrayna'da kadınlar iş dünyasında Türkiye'deki kadınlara kıyasla oldukça aktif. Birçok toplu taşıma aracını kullandığınız zaman şoförlerin büyük çoğunluğunun kadın olduğunun farkına varırsınız.
Evler Sovyet Rusya döneminden kaldığı için eski; ancak o kültürü korumayı başarmışlar. Kapı kilitleri aşağıda gördüğünüz üzere enteresan.
Ukrayna'nın dilencisi bile farklı. Asla peşinizi bırakmayıp temas ede ede sohbet ediyorlar. İnanın beni orada en çok korkutan şey dilencilerin gelip koluma temas edip beni sokak sokak takip etmeleriydi :D
Gençler genelde sporla sanatla vakitlerini geçiriyor. Bunun dışında birçoğu part-time işte çalışıyor böylece 2-3 dil birden öğreniyorlar. Orada genelde lise de Rusça eğitimi veriyorlar. Bu yüzden birçok insanla konuşurken birazcık Rusçanız varsa sizi çok kolay şekilde anlayabiliyorlar.
Bunun dışında şunu fark ettim evlilik yüzükleri genelde sağ parmağına takılmakta. Biz gittiğimizde şehirde her gün 2 çiftin evlilik için fotoğraf çekimlerine denk gelmiştik. Bu fotoğraf çekimlerinde de en garip gelen şey, gelinin ailesindeki kadınların giydikleri geleneksek kıyafet olan Vyshyvanka idi.
İlk gaz lambası Ukrayna'da icat edilmiş. Hatta Rynok'ta Gaz Lambası Müzesi bile bulunmakta. Benim uğrama şansım olmadı ancak siz gitmişken uğrayın. Lviv'deki birçok yapı gibi, Gaz Lambası Müzesi de dışarıdan cıvıl cıvıl gözüküyor.
 |
| Gas Lamp Museum |
Ukrayna'nın en meşhur iki yemeği ise Borsch Çorbası ve Varenyky'dir. Borsch'u deneme şansım oldu ancak onu aşağıda anlatacağım.
 |
| Varenyky |
Lviv'de en çok göze çarpan durum ise şehirde 1500'e yakın cafe var. Tüm sokaklar cafelerle dolu. Birçok ülkenin mutfağına ev sahipliği yapmakta. Ben Çin mutfağını da denedim, kendi geleneksel mutfakları haricinde. Müthiş bir lezzete sahipti. Zaten herkesin elinde (adını unuttuğum) o meşhur Çin Lokantası'nın poşetiyle karşılaşacaksınız. Çünkü hem çek lezzetli hem de çok uygun. 2 Kişi 30 liraya harika Çin Usulü Sebzeli ve Bonfileli Noodle yedik.
Şehir içi ulaşım sağlamak için Uber benzeri taksi çağırma uygulamalarını kullanmanızı tavsiye ediyorum. Bunun için önerebileceğim uygulama Bolt. Ben şehir merkezinden Havaalanına 1 dolar ile gittim.
Şehirde biraz turladıktan sonra Lviv Croissants'a uğramaya karar verdik. 1 sandviç ortalama 15 lira civarında. Ben tavuklu sandviç yedim ancak tat olarak pek de lezzetli sayılmaz. Az pişmiş et tercih ediyorsanız sevebilirsiniz ancak aksi takdirde çok önerebileceğim bir yer değil. İçecekleri daha güzel. Uygun fiyatlı yemek yemeyi tercih ediyorsanız uğrayabilirsiniz.
Lviv Croissants'ın ardından güzel bir şarap içtik. Gerçekten 5-10 liraya bir kadeh şarap içebiliyorsunuz. Şaraplar hem çok uygun hem çok lezzetli. Zaten Lviv'de en uygun şey sanırsam alkol ve sigara.
Şarap içerken bir Amerikalı bir de İrlandalı'nın konuşmasına kulak verdik. Direk sohbete dahil olduk yaklaşık 3-4 saatlik bir konuşmanın ardından İstanbul'u da ziyaret etmesi için tavsiye verdik. Türkiye'ye ne zaman bilet alsa seyahati iptal oluyormuş :D
Lviv'de birçok milletten insanla karşılaşmanız mümkün. Olabildiğince insanlarla kaynaşıp birlikte planlar yapın derim. Yurtdışında en keyifli zamanlarınız kesinlikle bu şekilde geçiyor.
Güzel sohbetin ardından yolda gördüğümüz bir dilim pizzacıya uğrayıp dilim pizzalarımızı alıp sokak müziklerine eşlik edip dans ettik. İnsanlar bu konuda hiç çekinmiyorlar. Özellikle orta yaş grubu müthiş vals yapıyorlardı. Orada resmen sanat sokaklara dökülmüş durumdaydı.
III. GÜN
Sabah kahvaltımızı tekrardan Cukor'da yaptık. Glutene intoleransınız söz konusuysa burada kahvaltı yapmayı öneririm. Menü de çeşit çeşit glutensiz ürünler bulunmakta. Hatta ben de glutensiz krebini denedim, tat olarak ortalama bulsam da fiyatı doyuruculuğuna göre gayet uygun.
Cukor'un ardından Lychakiv Cemetery'e gittik. Mezarlıkta genelde oradaki önemli insanların mezarları bulunmakta ancak şu anda günümüzden insanlarında mezarlarıyla da karşılaşabilirsiniz. Mezarlık şehir merkezinden biraz uzakta olduğu için biz Bolt'u tercih ettik. Bulunduğunuz konumdan en yakın aracı seçerek ulaşımınızı normal bir taksiye göre daha uyguna karşılamış olacaksınız.
Mezarlıkların ardından Lviv'in en meşhur müzelerinden biri olan Postane Müzesi'ne gitmeye karar verdik. Müze Drukarska Caddesi üzerinde bulunmakta. Bu cadde ise Rynok Meydanı'na 1 dakika yürüme mesafesinde. Müze dediğime bakmayın aslında kendisi bir restaurant.
 |
| Post Office on Drukarska Street |
İçeride çalışanlar çok güler yüzlü. İngilizceleri çok iyi olmasada size yardım edebilmek için çok çaba sarfediyorlar. Bu yüzden gittiğim mekanlar içerisinde en sevdiğim yer oldu. Hem fiyat-performans açısından hem temizlık hem de tat bakımından değecek bir yerdi. Zaten makarna hamurunu da kendileri hazırlıyorlar. Masanızda otururken bu lezzetin inşaasını kendi gözlerinizle göreceksiniz :)
Postane Müzesinin ardından tabiki de gezilmesi gerekilen yerlerden biri olan bit pazarına gitmişşş bulunmaktayızzz :) Buranın bit pazarında yerli halk daha çok yaptıkları tabloları ya da hediyelik eşyaları satıyorlar. Bunun haricinde Eski Rusya döneminden kalan antika eşyalarla da karşılaşmak mümkün. Fiyatlar orta düzeyde. Kimine göre uygun olsa da şu anki kur farkını gözeterek fiyatlar çok uçuk da olabilir :(
Bit pazarından sonra, tabi ki de slavların meşhur yemeği olan "BORSCH ÇORBASI"nı denemeden şehirden ayrılmak istemedim. Lviv de bunu yapan çeşitli yerler olabilir. Biz sonradan ara sokaklarda keşfettik; ancak bunun için size önerebileceğim tek mekân Atlas olabilir. Mekân akşam saatlerinde çok kalabalık. Siparişlerde gecikmeler de olsa inanın bu tada değiyor. Borschu ister domuz etli deneyin isterseniz denemeyin her iki türlü de tadı aynı :D
Domut etini çorbanın içine az koyuyorlar. Anladığım kadarıyla her ikisinin fiyatında cüzi bir miktar fark olduğu için kararı size bırakıyorum :)
Borsch çorbasından sonra bir mekâna oturmaya karar verdik; ancak akşam vakti Lviv fıkır fıkır olduğu için Drunken Cherry'de meşhur vişneli likörü denemek istedik. Şunu söyleyebilirim ki mekân çok küçük, oturulacak yerler yok. Sadece dışarıya bar masası atmışlar; bu yüzden yer bulmakta zor olduğu için bence alın bardağınızı gezin doya doya :)
Sabah kahvaltımızı Champagneria'da yapmaya karar verdik. Meşhur gürcü pidelerinin adresi diyebilirim. Özellikle Ukrayna'da burası aşırı rağbet gören bir mekân. Genelde Ukraynalılar burada pidenin yanında şampanya içiyorlar. Biz de sabah kahvaltısında denemeye karar verdik. Biz gittiğimizde pide 150 grivna 1 bardak şampanya 20 grivnaydı.
1 şişe şampanya 330 grivnadır. (103,78 ₺ )
Champagneria'nın ardından Lviv Coffee Manufactur'a gitmeye karar verdik. Burada çeşit çeşit kahveler, demleme aletlerini, hediyelik eşyaları ve kahve likörlerini bulabilirsiniz. Bunun haricinde sizi sırayla alıp maden gibi bir yere indiriyorlar. Kahvenizi isterseniz burada da içebilirsiniz. Artık alevli kahve denemek istersiniz orası size kalmış; ancak ben kendimi tehlikeye hiç atmak istemedim :D
Lviv Coffee Manufacture'un ardından Italian Courtyard'a gitmeye karar verdik. Burası hem müze hem restaurant. Vaktiniz kaldıysa uğrayın derim. Hem öğrenci iseniz giriş için indirim avantajına da sahipsiniz.
Italian Courtyard'ın ardından Eczane Müzesine de uğrayalım dedik. Müze Opera Binasına yürüme mesafesiyle 3 dakika uzaklıkta.
Mekân fazlasıyla eczane kokmakta :D şaka bir yana içeride dönemin doktorlarının ve eczacıların diplomalarını, kimyagerlerin terazilerini ve presslerini, eskiden kullanılan ilaçları ve tıp kitaplarını görmeniz mümkün.
Eczane Müzesi'nin ardından son istikametimiz olan Ermeni Katedrali'ni görmeye karar verdik. Ermeni Katedrali Champagneria'ya çok yakın.Dilerseniz önce gezip kahvaltınızı yaparsınız dilerseniz sonradan yaparsınız.
Son günümüzü şehirde güzel bir kahvaltı yapıp, valizlerimizi emanete vererek değerlendirmek istedik. İlk olarak Lviv'in pek fazla bilinmeyen bir cafesini tercih ettik.
 |
| Lviv Very Berry |
Cafe'nin instagram sayfasının linki : https://www.instagram.com/veryberrylviv/
Mekânı 2 kadın işletmekte. Hem temiz hem de fiyatlar uygun. İsterseniz karidesli avakadolu yumurta isterseniz de pancake yiyebileceğiniz bir yer. Konum olarak Opera Binasının hemen arkasında bulunmakta. Fiyat performans olarak Lviv'de en beğendiğim kahvaltı yerlerinin başında gelir :)
Kahvaltımızın hemen ardından Lviv High Castle'a gitmeye karar verdik. İlk olarak adında kale olsa da şu an bölgede bir kale yok. Aynı zamanda çok da aman aman bir yüksekliğe sahip değil. Ancak güzel yanları da elbet var. Lviv Yüksek Kale, Vysokyi Zamok Park isimli bir parkın içerisinde yer alıyor. Yemyeşil bir parkta hem zaman geçirmek, hem de tarihi bir noktayı keşfetmek güzel bir deneyim oluyor.
Kalenin en popüler özelliği ise şehri tepeden göreceğiniz keyifli bir manzara sunması.
Bunun haricinde kayıp oyuncaklar müzesi de bulunmakta ancak vaktimiz olmadığı için uğrayamamıştık. Uğramak isteyenler için adresi aşağıya bırakıyorum :)
"Knyazya Leva Street, 3, Lviv"
High Castle'n ardından havaalanına doğru yolculuğumuza çıktık :)
Ben Lviv gezimi burada sonlandırırken, şehir hakkında düşüncelerimle yazımı sonlandırmak istiyorum.
Lviv, benliğimde asla dolduramayacağım, hep yaşamak istediğim bir şehir oldu. Ukrayna da alım gücü çok yüksek değil ancak hayat çok güzel. Her sokağın ayrı bir neşesi söz konusu. Her sokak cıvıl cıvıl, rengarenk. İnsanlar çok kibar çok saygılı. Orada farklı kültürden insanlarla tanışınca, onlarla etmiş olduğum sohbetten dolayı hayattan beklentilerimin farkına vardım.
Bu yüzden de yirmili yaşlarda bana çok harika anılar kattın Lviv. Sana buradan sonsuz sevgilerimi göderiyorum. Umarım ellili yaşlarda sana tekrardan kavuşurum. Şimdilik hoşçakal :)
Çok güzel anlatmışsınız tebrikler umarım bende gidebilirim
YanıtlaSilUmarım birlikte gideriz :) Güzel yorumunuz için teşekkür ederim
Sil