24 Şubat 2024 Cumartesi

İSVİÇRE GEZİSİ

 Uzun bir soluklanışın ardından herkese merhabalar. Bu yazıyı yazarken diğer yazılarımdan biraz daha farklı bir ruh hali içerisindeyim. Sanırsam bunun sebebi kalacağım yerin, gezeceğim yerlerin, nerelerde yemek yiyeceğimin, şehrin ulaşım imkanlarına kadar hiçbir şeyi araştırmadan, tamamen spontane bir gezi planı oluşturmam. Hayatımın en zorlu Avrupa Seyahatlerinden birisini yaşadığımı kabul etmeliyim.  Her neyse hemen yazıma geçiyorum :')

CENEVRE'DE I.GÜN 

28 Mart 2022 öğleden sonra arkadaşımla birlikte İzmir Dış Hatları Havaalanı'ndan Avrupa'nın en pahalı 3.şehri için sırtımda sırt çantamla yeni bir serüvene doğru yolculuk yapmak için yola koyuldum. Uzunca bir bekleyişin ardından uçağa bindik. İlk şokumu uçakta yaşadım. Gideceğim havayolu firmasında yapılan anonslar, verilen menü hepsi Fransızcaydı. Bir yandan heyecandan kalbim çıkacak gibi olmuşken bir diğer yandan da anksiyetem tutmuştu. Çünkü tüm planı arkadaşım yaptı ve ona güvenerek  yola koyuldum. Arkadaşımla farklı yerlerde oturduğumuzdan uçakta yanımızda oturan kişilere sardığımız koskoca  3.5 saati havada karada devirdik:) 

Cenevre'ye geldiğimizde kalacak yerim olmadığı için arkadaşım bana kendisinin hostuyla birlikte kalmayı teklif etti, ben de ilk günün yorgunluğu olacağı için teklifini kabul ettim. Havaalanında hostunu beklerken aramızda yaşanan iletişimsizlik sebebiyle hostumuz bizi beklemeden Zürih'e doğru yola çıkmıştı. Normalde havaalanlarında uçuştan itibaren 80 dakika boyunca yapacağınız aktarmalar ücretsizken bu uygulamanın kaldırıldığını öğrendiğimiz için Zürih'e gitmemiz bizim için zor olacaktı. Bu sebeple  ilk günü Cenevre'de geçirmeye karar verdik. Önceliğimiz şehri gezip iyi bir hostel bulup ertesi gün de Zürih'e yola çıkmaktı. Biz bir an için bütün olumsuzlukları bir kenara bırakıp  havaalanında edindiğimiz bir arkadaşımızla beraber 3 kişi  şehir merkezine doğru yürümeye başladık.

(Havaalanından şehir merkezine 3 km mesafe bulunmakta olup, ters yönde yürümek isterseniz de Fransız kanton bölgelerine varacağınızı da belirtmek isterim.)

 Biz  ilk gün için rotamızı  Birleşmiş Milletler Ofisi ve kırık sandalye olarak belirledik. Ofis ile Havaalanı arasında 1.5 km yol olduğundan yürümek bizi hiç zorlamadı. Yol yemyeşildi, her taraf kuş cıvıltılarıyla dolu olduğundan bir an için Cenevre'de kaybolmak istedik. Yaklaşık 15 dakika sonra Birleşmiş Milletler Ofisi'nin önündeydik . 4 ana merkezden en büyük ikinci ofisi yalnızca dışarıdan görme imkanı edindik. 

Birleşmiş milletler ofisinin hemen önünde kırık sandalye heykeli bulunmaktaydı. Heykelin yapım amacı ise mayının yasaklanmasını sembolize etmektedir.

Heykelin ardından Fransızların da söylediği üzere Jet D'eau'ya (JÖDU) gittik. Şehrin tüm ışıkları nehre vurmuş, hafif rüzgar yüzümüzü okşamıştı. Manzaranın 10 numara olduğu yerde bir başka Türk'le karşılaştık ve bize şehri gezdirdi. Ardından birlikte futbol maçı izleyip rezalet biramız eşliğinde  kağıtlara birbirimizi tanımlayıcı sorular yazıp oyun oynadık. İlk günün akşamı bol gırgır şamatalı geçip gitti.



CENEVRE'DE II.GÜN

Yağmurlu bir sabahla birlikte uyanıp hostumun hazırladığı enfes kahvaltısını yaptıktan sonra birlikte  University of Cenevre'ye doğru yola çıktık. Okulun çevresi sanat galerileri, parklar, dans okulları, tiyatro binaları, butik cafeler ve arnavut kaldırımlarıyla doluydu. Çevredeki insanların birçoğu moda dergisinin kapaklarından fırlamış gibiydi. Makosen ayakkabılar, rengarenk kabanlar, takım elbiseler, fötr şapkalar, çizgili çoraplar, bez çantalardan fırlamış çiçek buketleri...Yalnız anlamadığım tek husus şehri Asyalıların basmış olmasıydı. Benim bildiğim en son Kapadokya civarında takılıyorlardı :D


Old town sokaklarının ardından hostumla yolları ayırdık. Rhone nehrinin kıyısından şehir merkezine doğru arkadaşlarımla buluşma amacıyla yürüdüm. Nehir çok kirliydi, şehrin büyük bölümünde ya kentsel dönüşüm ya da restorasyon yapılıp tozu toprağı nehre döküyorlardı :( 

Rhone nehrini 15 dakika yürüdükten sonra alışveriş caddesi olan Rhone Caddesi'nden kahvemi- sandviçimi alıp meydandaki gençlerle  sohbet muhabbete daldık.Cadde ultra lüks markalarla dolu ancak bomboştu onu da belirteyim :D 

Fransızlardan öğrendiğim bilgilere göre şehirde ortalama bir insanın 2022 yılı itibariyle aylık asgari ücreti 4000 FRANK, ev kiraları 500-1100 Frank arasında değişmektedir. Elektrik-su-doğalgaz-internet ise çok cüzi fiyatlarda olup 5G internet hızına sahiptir. Aylık mutfak masrafları ortalama 500-800 Franktır.

3-5 Fransızca cümlemi de kapıp arkadaşlarımla Alman Kanton bölgesine doğru yola koyulduk. Almanların bulunduğu kanton acayip kasvetliydi. Nazi Almanyasından kalma derme çatma binalar, enteresan böcek türleri, uzuvlarını kaybetmiş hayvanlar , kırık dökük parklar, betonarme binalar, parçalı bulutlu bir hava, insanlar desen HİÇ ABARTMIYORUM 0 MİMİK İNSANLAR. Yarım saat bile o bölgede kalamadım. Zaten başımıza gelmeyen kalmamıştı bir de üstüne üstlük o gerilim ürkütmeye yetmişti. 

Alman kantonunun ardından ertesi günkü planımız Fransız kantonuna doğru yola çıkmak oldu. Alp Dağları'na doğru ALPPP NERDESİNNN :D espirimizi yaptıktan sonra "Auberge de Saviese"e gidip Ceneviz Fondüsü denemek için yola koyulduk. Restoranın dışı nedense bana cıvıl cıvıl geldiği için burayı tercih ettim. Fondü yemek için Restaurant Edelweiss,Au Petit Chalet'i de tercih edebilirsiniz. 

İçeri girdiğimizde tabaklar çok şekerdi. İsviçre'deki hediyelik eşyalardan, tabak çatalına,çakısına ve daha birçok eşyasına kadar her şeyin üstünde inek desenleri bulunmaktadır. 


İnekli tabaklarımızın üstünde etimizi ve ekmeklerimizi bandırmış olduğumuz eritilmiş peynirlerimizle günümüzü taçlandırıp, sonlandırıyoruz. 


ANNEMASE'DE III.GÜN


Cenevre'de son günümüzde Fransa da bulunan ve aynı zamanda kanton bölgesi olan araçla 20 dakika uzaklıktaki Annemase'ye gitmeye karar verdik. Ancak İsviçre'nin yollarına bayıldığımız için sırt çantalarımızı aldık ve şehir merkezinden itibaren yürümeye başladık. 1.5 saat  sonra sınır için uçakların indiği pistten geçmemiz gerekti. Uçaklar o kadar yakın geçiyor ki korkmamak elde değil :D Her neyse, kantonda  köy hayatı yakalamak isterken modern şehir hayatına yakalandığımızda herkesin moraller bozulmadı değil. Şehirden biraz bahsedecek olursam;

Annemase genel itibariyle Cenevre'de çalışan insanların yaşadıkları yerleşim birimidir. Cenevre'de kullanılan para birimi ve ticaret ağını da düşünecek olursak Annemase'nin onlar için daha uygun ve sakin bir şehir olduğunu söylemek pek de yanlış olmaz. İnsanlar giyim, yeme-içme, konaklama, demiryolu ulaşımı gibi birçok ihtiyacını bu küçük şehirde giderebilmektedir. Bizler de bu küçük şehirde marshmellowlu çikolatalı kruvasanlarımız ve kahvemizle hemen şehri keşfetmeye başladık bile :)

Şehrin yerleşim yerleri ağırlıkta sonbahar mevsiminin renklerinden sarılar ve kahveler ile doluydu. Bunun haricinde şehrin bir kısmı Türkiye'de avm içerisinde bulunan birçok markayı istiklal caddesi gibi tek bir caddede birleştirilmişti. Şehrin asıl sembolü ise tarihi tren garına sahip olmasıydı.





Genel olarak görüş ve düşüncelerimle bu yazımı sonlandıracak olursam, Fransızlar hem milliyetçi hem de rahat olmaları bir yana aşırı flörtözler :D Cenevre'nin kafamda kurduğumdan daha farklı bir şehir çıkmasının yanı sıra bir o kadar da pahalı bir ülke olmasını söylemeden edemeyeceğim.  Bunun haricinde gittiğim 3 günün full yağmurlu geçmesi, yanımda sadece sırt çantam olduğu için kıyafetlerimi değiştirememem, kalacak yeri gittiğim günün gecesi bulmam, banka-kredi kartımın temassız özelliğinin çalışmaması, yemeklerin pahalılığı, dili bilmemek, kargaların inadına arkadaşımın üstüne pisletmesi gibi:d birçok zorluğu üst üste  yaşadığımız bir tatil oldu. Ancak temiz hava-bol oksijen ve kafa dinlemek için pahabiçilemez bir ülke. Vaktim olsaydı Zürih-Lozan-Basel gibi şehirlere de uğrayarak  gezi yazımın altın vuruşunu yapıp pastama çileğimi koyacaktım :D. Ama 3 günde 2 şehri sığdırıp ardından hukuk vizelerine yetiştirmek adına tatilimi sonlandırmak zorunda kalmıştım. Bir sonraki Kafkasların incisi olan  Gürcistan'da görüşmek üzere. Şimdilik hoşçakalınnnnnnnn <3

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

İSVİÇRE GEZİSİ

 Uzun bir soluklanışın ardından herkese merhabalar. Bu yazıyı yazarken diğer yazılarımdan biraz daha farklı bir ruh hali içerisindeyim. Sanı...