25 Şubat 2021 Perşembe

SIRBİSTAN GEZİSİ I.PART- BELGRAD



 


Herkese tekrardan merhabalar, nasılsınız umarım iyisinizdir :) Bugün sizlerle 2.rotamız olan Belgrad gezimizle alakalı güzel bir yazı yazmak istedim. Umarım sizler de keyifle okursunuz.

I.GÜN


Nikola Tesla Havalimanında indikten sonra tüm belgelerim dezenfektan oldu ve pasaport polisi direk bizleri karşıladı. Açıkçası baya korktum belgelerin o halde resmiyet teşkil etmemesinden ama bir sıkıntı olmadı. Polis  benimle hiçbir şekilde İngilizce konuşmadı....Sırplar aşırı milliyetçi diyebilirim zaten ülkede İngilizce bilen kesim az bileni de anlamıyorsunuz orası çok ayrı bir durum.

Pasaport kontrolünün ardından minik döviz bozma makineleri bulunmakta oradan İngilizce ayarını seçebilirsiniz ancak sıkıntı şuradaki bizim paramızı yuttu o yüzden hiç önermem sizler havalimanı içindeki döviz bürolarından az bir miktar bozabilirsiniz böylece az bir komisyon vermiş olursunuz ancak  paranızı da kurtarmış olursunuz :)

Havalimanından çıktıktan sonra A1 numaralı minibüsle (yaklaşık kişi başı 21 lira) 20 dakika içerisinde şehir merkezine ulaşabilirsiniz. 


                                 -SON DURAK-

Şehir merkezine ulaştıktan sonra bizler eve doğru yol almak için Knez Mihailova Caddesine giden bir otobüse bindik. Otobüs için ekstra bilet parası ödemenize gerek yok çünkü havaalanından şehir merkezine giderken kullandığınız ulaşım araçlarında aldığınız biletler 1.5 saat geçerliliğini korumakta :)

Ev sahibimiz bizleri karşılarken çok sıcakkanlıydı hatta kendisi bizim birçok yerli dizilerimizi severek izliyormuş :) Ben de Sırp televizyonunda kanalları biraz karıştırdım ve cidden bizim birçok yerli dizimizin balkanlara satıldığını gördüm.

Ev sahibimle hoş sohbetimizin ardından hazırlanıp birazcık şehri keşfetmeye karar verdik. Öncelikle biraz Knez Mihailova Caddesinde gezindikten sonra Belgrad'ın gözde pizzacısı Bucko'ya gitmeye karar verdik. Belgrad'a gitmek isteyenlere ciddili önerebileceğim en güzel yer. Mekanın önünde uzun bir kuyruk olduğu için biraz beklemeniz gerekebilir. Mekanda oturma yeri yok o yüzden pizzanızı elinizde alarak tüketiyorsunuz ki Sıplarda genelde böyle bir tercih yapıyor.




Pizzanızın üzerine çeşit çeşit sos deneyebilirsiniz ben 5 ayrı sosunu denedim. Pizzaların çoğu domuz etli isterseniz çıkartabilirsiniz isterseniz deneyebilirsiniz tamamen size kalmış bir tercih :) 

Bucko'dan sonra Kalemegdan'a gitmeye karar verdik. Tamamen Osmanlı'nın etkisinde kalmış yapılar bulunmakla beraber insanlar vaktinin çoğunu burada geçiriyorlar. Tuna nehri manzaralı bu yerde bizler de gün batımını seyredip Osmanlı'nın tarihi yapılarını incelemeye karar verdik :)

Bu eşsiz güzellikle başbaşa kaldıktan sonra evlerimize geçip biraz dinlenmeye karar verdik.

II.GÜN

Knez Mihailova caddesinde kahvaltı yaptıktan sonra biraz sergi ve müze gezmeye karar verdik.

  - Oradayken belki de en çok denediğim şey çeşit çeşit sandwichleriydi.-


                               


İlk durağımız Knez'de yer alan Zepter Müzesi oldu. Müze de hem çok güzel sanat eserleriyle hem de el yapımı birçok esere rastalamanız mümkün. İçeriye girişte öğrenci kartınızı gösterirseniz indirimden yararlanabilirsiniz. Normalde çanta alınması yasak özellikle özel eşyalarınızı çıkartmanız konusunda uyarıda bulunuyorlar, çantanızda kişisel ya da  önemli eşyalarınız varsa yalnızca elinizde taşıyabilirsiniz.

Müze görevlileri sizlerle birlikte müzeyi geziyorlar. Aklınıza takılan bir şey varsa (sadece eserlerle alakalı değil şehirli alakalı sorularda olabilir) mutlaka sorunuz. Çünkü bizim gittiğimiz dönemde Belgrad da kısıtlamaların birçoğu kaldırılmıştı ancak güncel birkaç kısıtlama söz konusuydu o yüzden de kısıtlamalar ile alakalı derdinizi çok rahat bir şekilde anlatabilirsiniz. Müze görevlilerinin ingilizceleri de gayet akıcı bir seviyede olduğu için anlatırken hiçbir zorluk çekmezsiniz. Kendileri çok sıcakkanlı ve hoş sohbet oldukları için biz baya sohbet ettik hatta bana Sırbistan'ı nasıl bulduğumu sordu; fikrim neyse onu söyledim ben de ancak sizler açısından önyargı teşkil etmek istemem o yüzden de fikrimi belki bloğumun sonunda paylaşırım :)








Sanırsam en sevdiğim tablo bu oldu.Tablonun içerisinde birçok tema bulunuyor.Giderseniz mutlaka incelemelisiniz :)


Zepter'den sonra Nikola Tesla Müzesi'ne gitmeye karar verdik.Nikola Tesla belki de müzelerin içinde en güzeli diyebilirim.Çünkü birçok deney yapmanıza izin veriyorlar.Öncelikle bir belgesel izliyorsunuz Nikola Tesla'nın hayatına ilişkin, belgeselden sonra Nikola Tesla'nın yapmış olduğu icatları da sizlere gösterdikten sonra deneylere başlıyorlar. Ben elektrik akımından çok korkmama rağmen denedim siz de deneyin hatta çok güzel bir anım oldu ; yüksek voltajlı elektrik akımı verildiği için elimdeki florasan lambanın başında 2 çift metal tel duruyordu yanlışlıkla kadının peluşuna değdirip elektiriklenmesine sebep oldum hala aklıma geldikçe gülüyorum :) 










Nikola Tesla Müzesinin ardından güzel bir mekan bulmaya çalıştık çünkü Makedonya'daki Cevapi'nintadı ağzımızda kalmıştı.Sırbistan'da da Cevapi ya da Cevapcici olarak aynı yemeği deneyebilirsiniz.Biz Ćevabdžinica Jevtić adlı bir restoranta gittik.Mekan tertemizdi, insanlar çok kibardı ve ingilizce biliyorlardı.Aşağıya mekandaki fiyatları bırakacağım bizim gittiğimiz dönemde 1 Sırp dinari yaklaşık 13 Türk Lirası olduğu için fiyatlar uygun gelmişti ancak şuan fiyatlar nedir bilemem doğrusu :/


Yemek çok iştah açıcı bir görüntüye sahip olmasada çok doyurucuydu sadece 1 öğün bile yeseniz doyarsınız diye düşünüyorum ancak herkesin midesi aynı değil baştan uyarayım :)))



 




Güzel bir yemeğin ardından çok tatlı bir cafe bara gittik eski püskü bir yer. Çok salaş, az insan, geniş bir mekan ve COVID açısından da  endişe teşkil edecek bir durum yok. Yanınızda dezenfektan bulunmasa bile eğer isterseniz her cafede size özel dezenfektan verilebiliyor. Unutmadan söylemek isterim Belgrad'da cafelerin içerisinde sigara içilebiliyor. Bu yüzden herhangi bir sağlık probleminiz söz konusuysa açık havada oturmaya çalışın.




    Balkan ülkelerinde gözlemlediğim bir şey var.Her kahvenin yanında koca bir bardakta musluk suyu getiriyorlar. Su açısından endişe etmenize gerek yok suları gayet temiz hatta bulunduğunuz evdeki musluk suyunu da rahatça tüketebilirsiniz. Ben bunu sonradan öğrendiğim için yanımda hep 1.5 litre su şişesi bulunduruyordum :( 








    Kahvemizi içtikten sonra Belgrad'daki Merkez Bankasına gittik ancak bizim gittiğimiz gün kapalı olduğu için girememiştik. Bu yüzden açık olduğu günlere gitmeden önce mutlaka bakınız :)

    Akşam üzeri arkadaşımla Bucko& Bira ve Belgrad manzarası eşliğinde balkonumuzda keyif yaptık.Doğrusu yurtdışı tatillerinin en güzel yanı ne diye sorarsanız benim için kesinlikle budur derim. Ancak şunu fark ettim ki akşam üzeri Belgrad'da baya bir sis çöküyor bunun sebebi ise şehrin en yüksek tepesinden bile görünen fabrikanın varlığı bizler araştırdığımızda Belgrad'da ciddi bir hava kirliliği varmış zaten birçok insan bu durumdan çok  şikayetçi anladığım kadarıyla :/



III.GÜN

Belgrad'da 3.gün bir arkadaşımızın önerisiyle Ada Ciganlija ve Aziz Sava Katedraline gitmeye karar verdik. Ada Ciganlija'ya giderken şehrin her noktasında bulunan (aşağıya büfenin fotoğrafını bıraktım)  Kiosk büfelerden Busplus Card satın aldık. 300 dinar gibi bir fiyata aldık ancak güncel fiyat nedir şuan kestiremiyorum. Kartta sadece 2 hakkınız var. Turistseniz mutlaka kartınızı otobüslerde okutun aksi takdirde otobüsünüzde checkerlar olabilir ve bu yüzden ceza yiyebilirsiniz. Ben eve dönüş yolunda checker ile karşılaştım kartımı gösterdim ve sorun etmediler.


Ada Ciganlija gerçekten Belgrad'da en sevdiğim yerlerden birisi oldu diyebilirim.Ben sonbaharda gittiğim için ağaçlar daha yeni yeni yapraklarını döküyordu ve tertemiz bir havası vardı. İsterseniz orada bisiklet kiralayabilirsiniz biz yürümeyi tercih ettik.




Belgrad'a tekrar gitsem benim ilk uğrayacağım yer olurdu. Umarım sizler de gittiğiniz de beni hatırlarsınız :)

Ada da 3-4 saat vakit ayırdıktan sonra Aziz Sava Katedraline gittik. Bizim gittiğimiz dönemde restorasyon vardı ancak bir şekilde içeri girebilmeyi başardık. Gerçekten içerideki mimari büyüleyiciydi ancak şehrin merkezine uzak bir konumda bulunuyor o yüzden yürümeyi göze almalısınız çünkü bir ülkeyi en iyi sokaklarını geze geze tanırsınız. Kaybolmaktan korkmayın çünkü zaten kaybolacaksınız; Belgrad karışık bir şehir ancak olabildiğince yürüyün, insanlara sorun, şehrin tadını çıkarın.





Aziz Sava'nın ardından arkadaşımızın önerdiği 'Burgur House Bros ' adlı bir mekana gidip ; güzel bir burger deneyip yanında da kendi yerli biralarından içtik. Lezzet konusunda mutlaka buraya gelmelisiniz gerçekten çok memnun kaldığımı söyleyebilirim yalnızca tek eleştirim fiyatlar olabilir ama temiz bir yer istiyorsanız böyle güzel bir yeri kaçırmayın derim :) 




Akşam yemeğimizi yedikten sonra Belgrad da marketlere biraz bakındık. Doğrusu fiyatlar hemen hemen Türkiye'deki fiyatlarla aynı ancak sigara Türkiye'deki fiyatlardan biraz daha pahalı, alkol ise daha ucuz bu bir gerçek. Koca birayı 3 liraya içiyorsunuz :) Oradayken Rakija denemeyi çok istedim ancak bir türlü fırsatım olmadı siz mutlaka deneyin hatta beğenirseniz bana geri dönüş yapın :)
Abur cubur konusuna ben çok bir çeşitlilik göremedim genelde orada bulunduğum süreçte denedim; ama bu sefer bir bavul dolusunu bırakın, hiç abur cubur almadım :( 




IV.GÜN




Sırbistandaki 4. Gün Novi Sad ve Karflofça da geçti , bunları anlatmak için sabırsızlanıyorum ancak başka bir yazımda bunları sizlerle paylaşmak istiyorum. Bu yüzden de Sırbistan Gezisi yazımın 2.partını sizlerle sonra paylaşıp bu güzel anı kitabını kapatmak istiyorum.

 Belgrad hakkında fikirlerimi soracak olursanız insanlar son derece soğuk diye düşünürken son gün o kadar güzel insanlarla tanıştım ki hiç ön yargınız olmasın. İnsanların çoğu ingilizce bilmiyor bileni de anlamıyorsunuz ama bir şekilde anlaşıyorsunuz . Şehirde Türk tatlıcıları ya da dönerci dükkanlarıyla karşılaşabilirsiniz hatta gittiğiniz birçok yerde de Türklerle karşılaşabilirsiniz. Sonuçta uzun yıllar boyunca Osmanlı hakimiyetinde kalmış bir ülke olduğu için Türklere karşı bir önyargıları var gibi gelse de açıkçası ben bunu pek yaşamadım bu yüzden de böyle bir şey var dersem yalan söylemiş olurum :/ Hatta bunun aksini bile yaşadım diyebilirim.Ben her gittiğim ülkeden magnet almaya çalışırım. Magnet aldığım yerde çok tatlı biriyle tanıştım benim Türk olduğumu arkadaşımla konuşurken anladı ve direk bana bazı sırpça ifadeler öğretti ben de ona Türkçe karşılıklarını öğretip aramızda bir şekilde anlaştık. Bana Türklerin çok cana yakın olduğunu daha önce İstanbul'a gittiğini ve İstanbul'u ne kadar çok beğendiğini söyledi. Zaten Belgrad dönüşünde uçağımızın % 75'i Sırplardı. İstanbul onlar için kur farkının az olduğu bir şehir olduğu için genelde çok tercih ediliyor.

Size bir başka tavsiyem ise gitmeden önce mutalaka belli başlı Sırpça ifadeleri bilin böylece kazıklanma riskiniz emin olun daha da düşer.

Umarım okurken keyifli vakit geçirmişsinizdir. Bir başka blogta görüşürüz :) 

11 Şubat 2021 Perşembe

ÜSKÜP (SKOPJE) GEZİSİ

 



Bu güzel fotoğraflar için canım arkadaşım Hafsa'ya sevgiler...


Herkese merhabalar, biliyorum belki biraz basit bir giriş söz konusu oldu. Ancak bugün sizlere yaşadığım deneyimleri paylaşmayı ve sizler için de belki şu an belki ileride gitmeyenler için keyif alacağı bir yazıyla karşınızdayım 

28 Şubat 2020 Tarihinde Üsküp Büyük İskender Havaalanına iniş yaptım .Doğrusu havaalanından çıkmadan önce biraz para bozdurmanız gerekiyor. Tercihiniz oraya Euro götürmek olsun. Türk lirasını da bozuyorlar ancak kur farkı nedeniyle daha fazla dinar elde etmek isterseniz diye ufak bir tavsiyede bulunmuş olayım :)

Üsküp Havalimanından şehir merkezine gitmek için biz taksi seçeneğini kullandık. Ancak biraz kazıklanmış olabiliriz siz mutlaka pazarlık yapın. Bizim taksicimizin pek fazla İngilizcesi olmadığı için anlaşamamıştık.

Şehir merkezine indiğinizde ilk edindiğim deneyim yurtdışından Türkiye'ye gelen akrabaların dilinden eksik olmayan ve karşıdan karşıya geçerken tüm otobüslerin ve arabaların durmuş olmasıydı .Türkiye de o halde olsak vay halimize...

Kahvaltımızı ise çok cici bir pastanede yaptık. Genelde orada insanlar orada pek oturmuyor ellerinde yiyerek iş yerlerine gidiyorlardı. Benim tercihim onların deyimiyle etli burek oldu. İçecek olarak bureğin yanında insanlar kahve tercih ediyor ancak onların yogurt dediği bizim ise daha susuz ayran dediğimiz içeceklerinden denemiştim. Mutlaka siz de böyle bir tercih yapın. Kahve içilecek yerler çok fazla zaten; tabi tercih yine de sizin :)  


(Burek fotoğrafı çekemediğim için internette bulduğum en yakın görüntüyü buraya koymayı tercih ettim.)

Ardından Makedonya Meydanına yakın bir yerde kahvemizi içtik. Kahve fiyatları o dönemde 7-10 türk lirasına denk geliyordu şu an ise fiyatlar nedir bilemem  :)


                (MAKEDONYA  MEYDANI )

Meydana yakın bir yerde evimize yerleştikten sonra meydanda  Kolektiv adında bir mekana girdik. Orada mutlaka soslu burgerlarından denemenizi şiddetle tavsiye ederim. Bizim tercihimiz yanında red beer oldu. Kendi yerel biralarıymış ama bana sorarsanız minik büfelerden aldığınız biralar daha güzel :)



                                                                       (KOLEKTİV)

İlk gün Tarihi Türk Çarşısında biraz turladıktan sonra ilk günün yorgunluğuyla evlere geçtik.



Evimin caddesinden bir manzara.Evin konumu ve temizliği harikaydı.Ev sahibim müthiş temiz ve canayakın bir insandı.Gitmeyi düşünenler varsa bana ulaşsın nerede kaldığıma dair detaylı bir bilgilendirme yaparım :)


2.gün Bakal adlı bir yerde kahvaltımızı yaptık. Orada çok fazla bizim kahvaltı kültürümüzdeki gibi serpme kahvaltı beklemeyin genelde insanlar pastane gibi yerlerden alacaklarını alıp yolda yiyorlar. Bakal'ın hem fiyatları çok uygun hem de çok temiz. Ben vegan salatalı jambonlu sandviç tercih etmiştim mutlaka öneririm çok lezzetliydi. 



                                                                          (BAKAL) 

Kahavaltının ardından üsküpte gezilmesi gereken yerleri gezmeye başladık. Tarihi Türk Çarşısı,Taş Köprü, Rahibe Teresa'nın Evi, Üsküp Sanat Köprüsü, Üsküp Şehir ve Mücadele Müzeleri'nin ardından Makedonyalı bir arkadaşımla orada buluştuk. Mutlaka orada farklı insanlarla tanışıp buluşun bunun için en güzel yerler hosteller ancak biz tercih etmediğimiz için şehirde tanışmış olduğumuz birçok insanla buluşup oranın refah düzeyi, insan yapısıyla alakalı birçok bilgi aldık. Öncelikle şunu söylemeliyim ki Makedonlar eli çok açık insanlar ve çok yardımseverler. Asla size hesap ödetmezler. Refah seviyesi anladığım kadarıyla çok yüksek değil; insanlar iki işte çalışmak zorunda kalabiliyorlarmış. Arkadaşımın ve benimde toparladığım bilgiye göre halk yapılan heykellerden çok şikayetçi ancak yapılan heykellerin Osmanlı'nın etkisini kırdığını ve şehri biraz daha avrupaileştirdiğini çok rahat bir şekilde hissedebiliyorsunuz.

Orada karşılaştığım bir değişik durumda Tarihi Türk Çarşısı'nda insanlar cuma namazına giderken dükkanlarını kilitlemeyip açık bırakıp rahat rahat gidebiliyorlar. Sonuçta esnaf tanıdık da olsa aralarındaki güven ilişkisi inanılmaz.



(ÜSKÜP SANAT KÖPRÜSÜNDEN MİNİK BİR ANI )



   Üsküpte kumar oynanan birçok yer göreceksiniz bu bina da bunlardan yalnızca biri. Ancak binanın mimarisi çok güzeldi çok beğendiğim için burada sizlerle paylaşmak istedim.Bina Meydan da direk gözünüze çarpacaktır.  

3.Gün ev sahibimizin yoğun ısrarı üzerine Matka Kanyonuna gitmeye karar verdik.Matkaya isterseniz taxi ile isterseniz de Vero AVM önünden kalkan 60 Nolu Otobüse binebilirsiniz. Otobüs kartını Bakal'ın bulunduğu pasajın alt katından temin edebilirsiniz.                                   

Doğrusu Matka belki de benim Üsküp (Skopje) de en sevdiğim yer oldu.Manzarası hem çok büyüleyici hem de havası çok temizdi.Ben kışın gittiğim için hava biraz soğuktu o yüzden de çok tekne turu tercih etmedim ancak siz pazarlık yaparak tercih edebilirsiniz.









Matkadan buraya ufak bir anı bıraktıktan sonra dönüşte 60 numaralı otobüsü beklerken otobüsün gelmesine daha 45 dakika olduğu için otostop çekmeye karar verdik. Ardından bir turist bizle birlikte taksi tutmayı teklif etti.Doğrusu yanımızda yeterli dinar olmadığı için teklifini reddettik ancak kadınla sohbet etmek istedik ve nereli olduğunu sorduk doğrusu bizi tersleyip nereli olduğumun ne önemi var dediğinde  tepkisine çok şaşırmıştım ancak şu an anlıyorum ki nerede olursak olalım nereli olduğumuzun pek bir önemi yok nasıl bir insan olduğumuzun bir önemi var :) 

Ama keşke öyle de terslemeseydin be abla :(




4.Gün yani son gün evin yakınındaki Ramstore Market'a girdik. Bizdeki Migros onlarda Ramstore.İçki almak isterseniz kesinlikle öneririm fiyatlar çok uygun.Benim tercihim alkolden ziyade abur cuburlar oldu.Cidden bir bavul dolusu abur cubur almış olabilirim ve verdiğim fiyat 50 liraya tekabül ediyordu.Glutene hassasiyeti olanlar için de içinde birçok ürünü barındıran bir yerdi o yüzden dolu dolu alışveriş yapabileceğiniz bir yer:) Akşam yemeği olarak da tabiki Üsküp'ün vazgeçilmezi olan CEVAPİ yedik.Destan adlı bir restoranta gittik orada birçok çalışan Türkçe bildiği için hiçbir sıkıntı yaşamadık.Mutlaka oranın Cevapisini ve Triliçesini denemenizi tavsiye ederim çok lezzetliydi.




5.Gün yani Türkiyeye geri dönüşte gerçekten üzüleceğimi hiç düşünmemiştim.Esnaf olsun, şehrin yerlisi olsun insanlar birbirine çok saygılı ve birbirlerine karşı dürüst. Umarım sizlerinde ilk yurtdışı deneyimi benden kat kat daha iyi olur ve daha güzel insanlarla karşılaşırsınız. Ama dediğim gibi nereli ya da kim olduğumuzun bir önemi yok; nasıl bir insan olduğumuzun önemi var :) 

İSVİÇRE GEZİSİ

 Uzun bir soluklanışın ardından herkese merhabalar. Bu yazıyı yazarken diğer yazılarımdan biraz daha farklı bir ruh hali içerisindeyim. Sanı...